Sıradan sabahlara alışmışlar için, bir şafak vakti aniden geçmişinden ve bugünden vazgeçmek, içinde her nasılsa saklamayı başarmış bir yarın heyecanından kanadına tutunarak havalanmak cesaret ister.
Kurulu düzen öylesine rahat, öylesine huzur doludur ki, ruhuna gömülü çocuÄŸu, yıllarca kınında beklemiÅŸ keskin bir kılıç gibi uyandırıp dört nala ilerlemek, yaman bir karara dönüşür. Zordur insanın onca zaman bunca emekle kurduÄŸu ne varsa hiçe sayıp, maÄŸlûp ama maÄŸrur bir komutan edasıyla yeni seferlere niyetlenmesi…
Bugüne yenik düşenler, yarını sadece hoş bir hayal olarak düşleyip, bugünde yaşarlar. Bedel ödemeyi göze alanlar ise, yelkenleri atlastan gemilerle, arkalarında külden köprüler bırakarak meçhul bir istikbale doğru dümen kurarlar.
Yıkılan sırat köprüsüdür… Geçer ve orada kalırsınız: cennetse cennet, cehennemse cehennem… Dönüşü yoktur…
Ama siz kararsız dururken köprünün karşısından usul usul yeni bir hayat umudu inatla gülümser insana… Bir elle bugünün yerleÅŸikliÄŸine tutunurken, öbürü ile yarın macerasına uzanmaya çalışır, arada çırpınır durursunuz.
Belki orayı bilmemek, bilmekten İyi dir.
Bilip de gidememek en beteridir çünkü…
                                                    Can Dündar


Abi öncelikle blogun hayırlı olsun diyeyim.Gerçekten çok güzel yazılar yazıyorsun.Takip ediyoruz yazılarını.Bu yüzden bir mimleme oyununda seni mimlediğimi yazayım dedim.Bakarsan sevinirim.Mimlenme yazın alttaki adresimde.İyi bloglar
bluetut.blogspot.com